Girit’te Bahar Festival Tadında...

girit

Sahilinde güneşi, dağ zirvelerinde yağmuru, vadilerinde yeşili aynı gün içerisinde görebileceğiniz Girit'i Paskalya Bayramı'nda ziyaret ediyoruz çünkü henüz sezonun kalabalığı adayı hükümdarlığı altına almamış, güneşten korunmak için açılan dev şemsiyeler açılıp sokakları istila etmeden bu büyük ve derinliklerinde sürprizler biriktiren adayı keşfetmek istiyoruz!

Birkaç kilometrekare içerisinde, hemen keşfedilen ada algısından uzakta, denizin ortasında bir ülke kadar büyük ve heybetli duran Girit, alıştığımız Yunan adalarından farklı bir dokuya sahip. Bunun en büyük etkisi ise kuzeyden güneye; doğudan batıya her bölgesinde farklı bir coğrafyaya, mikro klimaya sahip olması. Bu farklar göreceğiniz manzaraları da flora ve faunayı ve hatta tarihini bile etkiliyor adanın.

Girit’e adım attığınızda zaman durur.  Sanki binlerce yıldır hiç bir şey değişmemiştir. Yemyeşil tepelere tünemiş dağ köylerine çıkan geçitler, ıssız kumsallarından çarpıcı manastırlarına çıkan patikalar, iyileştirir ve gençleştirir ve yeniler. Girit zamansız bir adadır.

Chania Girit adasının en Yunanlısıdır... Zeytinyağı, peynir, bal ve Girit ekmeğiyle lezzet topudur. Ege’ye en çok yakışan “egzotik kumsal” tanımı, Balos Koyu'nda yerini bulur; sanki Karayipler’desinizdir. Chania’nin birkaç kilometre altında yer alan Girit’in oksijeni botanik park, tüm duyuları uyandırır: Yeşilin var olan tüm tonlarıyla kaplanmış uçsuz bucaksız topraklarında yüzlerce çeşit meyve ağacıyla ve şifalı bitkileriyle doğal ilaç deposudur. Girit’in detoks cenneti kuzey kıyıları, yürüyüş, fotoğrafçılık, kuş gözlem ve tek başına “dinlenmek” için nokta atışı bir tercih olacaktır.

Adanın Venediklisi Rethymnon, upuzun kumlu sahilleriyle kendi tarihinde dinlendirir. Ortodoks ve Katolik mimarisinin estetik uyumunun yarattığı sihirli bir atmosferi vardır. Temmuz ve Ağustos arasında plajlar sevimli karetta’ları da ağırlar. Her sene yumurtlamak için Rethymno kumluklarına akın eden su kaplumbağaları, belki de adanın en sadık ve uzun soluklu ziyaretçileridirler.

Tüm zamanların en inanılmaz Yunan Tapınağı Knossos, 19 yy sonlarında gün ışığına çıkarıldığında, politik gücün ve lüksün merkezi Minos medeniyetiyle gözlerimizi kamaştırmıştır. Görkemli liman şehri Heraklion, Knossos Sarayı'nın gerisinde kalmayan cazibe ve ihtişamıyla Venedik’tir, Osmanlıdır, Homeros’tur. Baş döndüren lezzetteki Lyrarakis şarapları, kuru et ve keçi peyniriyle gastronomik şölene dönüşür.

Takvim Paskalya’yı gösterdiğinde tabakların en şişmanı  “Magiritsa” önünüze kuzu çevirme, limonlu ve yumurtalı bir sosla konuverir.  Şimdi rengârenk yumurtaları kırmak ve gürültü yapmak zamanıdır!

Yaşamın Kaynağı Girit’te Neler Yapılmalı?

Size özel seyahat programı ve detaylı bilgi için:
travel@julesverne.com.tr
0212 266 6363 - 132