Her Yeni Güne Yeni Bir Hikaye: Özlem Avcıoğlu ile Gerçek Tayland'ı Keşfedin!

Doğanın, mistisizmin, mucizelerin kalbi,  Tayland’ın yükselen destinasyonu Golden Triangle'ı (Altın Üçgen) Özlem Avcıoğlu'nun gözünden  keşfetmek ister misiniz?

Dünyayı anlamak için seyahat eden, gezdiği yerlerle ve instagram'da paylaştığı fotoğraflarla hepimizi imrendiren Özlem Avcıoğlu ile gerçekleştirdiğimiz unutulmayacak Kuzey Tayland gezisi notlarını sizler için derledik... 

Siz de doğası, kültürü ve mimarisiyle bir zamanların erişilemeyen bölgesi Kuzey Tayland'da büyüleyici bir deneyim yaşamak, gerçek Tayland'ı keşfetmek isterseniz huzurlu tapınakların, gizli mağaraların, gösterişli sarayların bölgesi "Altın Üçgen'e Yolculuk" seyahatimizi kaçırmayın...

Altın_ucgen

Özlem Avcıoğlu'nun gözünden Kuzey Tayland seyahati...

Benim için gerçek Tayland, ülkenin kuzeyinde yer alan Chiang Rai ve Chiang Mai şehirleri demek! 

Yemyeşil doğanın içinde yer alan bu bölgenin havası da Tayland’ın diğer bölgelerine göre çok daha serin ve taze. 

Ülkenin en zengin kültürlerinden ve tarihlerinden birine ev sahipliği yapan Chiang Rai, kendi yapılarını koruyan farklı klanlar tarafından oluşturulan benzersiz bir kültür ve etniklik çeşitlilikle yoğrulmuş. Golden Triangle’a en yakın nokta olmasıyla diğer ülkelere açılan kapı olarak da her zaman değerini korumuş. 

Chiang Rai ‘da beni en etkileyen yerlerden biri bembeyaz güzelliği ile insanı cezbeden White Temple yani asıl adı Wat Rong Khun olan Beyaz Tapınak oldu.

1997 yılında ünlü ressam ve heykeltıraş olan Chalermchai Kositpipat tarafından inşa edilen tapınak tamamen beyaz seramik, cam ve cam gibi parlak materyallerden yapılmış. Çağdaş bir sanat enstelasyonunu andıran tapınak alışılmamış bir tarzda, çağdaş bir stilde inşa edilmiş.

Chiang Rai’da konaklamak için Anantara Golden Triangle Elephant Resort’u seçtik. Tayland'ın en kuzeyindeki cennetin adresi olan otel, ormanlık bir tepede kokulu bahçelerle çevrili olmasının yanı sıra Asya filleriyle zaman geçirme fırsatı sunuyor.

Huzurlu bir havuz etrafında düzenlenmiş avlusu, yüksek tavanlı ahşap yemek salonu, gurme Thai mutfağı spesiyalleri, birinci sınıf SPA merkezi burayı neden tercih ettiğimiz sorularına verdiğimiz başlıca cevaplardı. Sömürge tarzı sofistike yaşamanın tadını çıkaracağınız dekoruyla büyüleyen odaları ve odalarda sizi bekleyen fil şeklinde ev yapımı kurabiyeler gerçek bir ev hissiyatını yaşatıyor.

Fillerin türünü korumak ve civardaki ailelere istihdam sağlamak için kurulan fil kampında farklı aktivitelerden istediğinizi seçebiliyorsunuz. Fillerle yürüyüş, piknik, fil kampında akşam yemeği deneyimi gibi seçenekler var. Biz bir günümüzü fillerin yaptığı su savaşını izleyerek geçirdik.

Tayland'ın en büyük ikinci şehri Chiang Mai, aynı adı taşıyan eyaletin en bereketli topraklarında, yemyeşil dağlarında kurulmuş. 13. yüzyılda krallığın başkenti olarak kurulan şehirde o dönemin zenginliğini ve gücünü yansıtan yüzlerce tapınak bugün de ayakta! Büyüleyen doğası birbirinden güzel manzaralar sunarken fillerle keşif dahil birçok aktivite yapma şansı da veriyor. 

chiangmai

Gün doğumunda Chiang Mai’yi tepeden görmek için dağın tepesinde bulunan Doi Suthep Tapınağı'na çıktığımız sabah büyüleyici zamanlardan birisiydi.  Bir günümüzü de 1900’lü yıllarda Burma’dan kaçan kabileleri gezmeye ayırdık.

Kuzey Tayland’da  yaşayan Burmalılar için Tayland hükümeti, özel bölgeler ayırmış. İşte bu köylerin hepsini de tek tek gezmek müthiş bir deneyimdi.

Chaing Mai’de dev bir arazinin içine yayılmış yerel mimarisi ile büyülü bir atmosfere sahip Dhara Dhevi Chiang Mai’de konakladık.


60 dönümlük arazi içerisinde, burnunuza sürekli çiçek kokularının geldiği bahçelerle bezenen otel Chiang Mai'nin en güzel lüks otellerinden biri. Tarihi sarayları andıran atmosferi, muazzam SPA merkezi ve geniş araziye yayılan villaları ile başka bir dünya ruhu yaşatıyor. Yaldız detayları, Budistlerin dinî yapıları olan Pagoda mimarisi ve parlak mozaik duvarlarıyla bir masal sayfasından fırlamış gibi görünüyor.

Bu seyahat mutlaka yaşanmalı denecek türden büyüleyici, yenileyici, öğretici, müthiş bir deneyimdi....

Fotoğraflar: Özlem Avcıoğlu