UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerinde Türkiye

semazen gelenegi

 

Atalarımızı, ananelerimizi, geçmişimizi yansıtan ve koruyan değerler sadece dokunabildiğimiz, gözle görebildiğimiz eserlerden ibaret değildir. Bir söz, bir ses kimi zaman bir kutlama geleneği de bizi ortak paydada buluşturan bir kültürel miras olabilir. Büyük dedelerimizden, anneanne ve babaannelerimizden gördüğümüz, duyduğumuz, hikayelerinde dinlediğimiz öyle çok somut olmayan değer var ki...

Günümüzde bu somut olmayan kültürel miraslar arasında kimi gelenekleri devam ettiriyoruz belki ama nesilden nesle korunacak birçok mirasımız var hala. Yüzyıllardır süregelen yaşamı, paylaşımı, sanatı, beraberliği simgeleyen bu değerlerin devamlılığı için bizim ve genç nesillerin de farkındalığının olması çok kıymetli. Biz de Jules Verne olarak somut olmayan kültürel miraslarımızın korunması bilinciyle bu gelenek ve değerleri derledik. Aralık 2019 tarihi itibariyle Türkiye’nin Somut Olmayan Kültürel Miras Listeleri'ne kayıtlı 18 değeri:

Meddahlık Geleneği (2008)

meddahlık

Türk seyirlik oyunlarının en önemli geleneği olan meddahlık yaşanılan zamana ve mekâna göre kendisini sürekli yenileyen, dinamik bir yapıya sahip. Yüksek yetenek ile dramatize edilen, hikâyeye nükteler katılması ile seyirci sürükleyen meddahlık geleneği geleneksel görsel sanatlar arasındadır. Tarihimizde birçok değerli meddah arasından en bilinenleri ise İsmail Dümbüllü ve Erol Günaydın olmuştur.

Mevlevi Sema Törenleri (2008)

mevlevi semazen gelenegi

Hz. Mevlana'dan ilhamla yaratılan sema töreni dünyanın en mistik danslarından biri. Sema törenleri kâinatın oluşumu, insanın dirilişini, Yüce Yaratıcı’ya olan aşk ile harekete geçişini fark edip "insan-ı kamil" e doğru yönelişini ifade ediyor. Mevlevi sema törenleri meditasyona yardımcı olan musiki eşliğinde belli ritüeller ve kurallarla yapılıyor.

Âşıklık Geleneği (2009)

Arzu ve ümitleri dile getiren, halkın yaşayışı ve tarihini yansıtan, sözlü kültürü devam ettiren âşık geleneği Türkiye'de ozan, âşık, halk şairi, saz şairi olarak da biliniyor. Türk sözlü şiir sanatı çağa, mekâna göre değişse de yeni tür, söyleyiş ve yaratıcılık yolları ile özünü korumaya devam etmektedir. Saz enstrümanı ile bütünleşen âşıklık geleneğinin en önemli değerleri arasında Âşık Veysel, Neşat Ertaş, Âşık Mahzuni Şerif, Âşık Daimi yer alıyor.

Karagöz (2009)

Karagöz

Türk bilim insanı ve sanat tarihi araştırmacısı Metin And’a göre 16.yy’da Mısır’dan geldiği düşünülen Karagöz oyunu geleneği geleneksel Türk tiyatrosunun başlıca türlerinden biri.  Osmanlı’nın toplumsal zenginliğinin hayal perdesine yansımış şekli olarak değerlendiren Karagöz aslında bir gölge oyunu. Bir takım şekillerin arkadan ışıklandırılmış beyaz perdeye yansıması ile hikayeleştirilen gölge oyununun en bilineni ise elbette Karagöz ve Hacivat geleneğidir. Karagöz’ün söylenen sözleri yanlış anlamasından kaynaklı güldürücü diyaloglara dans ve müzik eşlik ediyor.

Nevruz 

Her yıl 21 Mart günü Farslar, Kürtler, Zazalar, Azeriler, Anadolu Türkleri, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikler, Özbekler, Kırgızlar, Karakalpaklar, Kazaklar gibi farklı milletler tarafından geleneksel yeni yıl, doğanın uyanışı veya bahar bayramı olarak kutlanıyor. Yazılı olarak ilk kez 2. yy'da Pers kaynaklarında bahsedilen Nevruz Bayramı İran ve Bahai takvimlerinde yılın ilk günü olarak belirtiliyor.

Not: (Azerbaycan, Hindistan, İran, Kırgızistan, Özbekistan ve Pakistan ile ortak dosya içerisindedir.(2009)
2016 yılında dosya Afganistan, Azerbaycan, Hindistan, Irak, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Pakistan, Tacikistan ve Türkmenistan katılımı ile genişletilmiştir.

Geleneksel Sohbet Toplantıları (Yaren, Barana, Sıra Geceleri ve diğer, 2010)

Geleneksel sohbet toplantıları aslında birçok farklı buluşmayı kapsıyor. Bu toplantıları Yaran Sohbeti, Yaren Teşkilatı, Sıra Gecesi, Kürsübaşı Sohbeti, Barana Sohbetleri, Cümbüş, Delikanlı Örgütü, Gençler Heyeti, Gezek, Kef/ Keyif, Muhabbet, Oda Teşkilatı, Oturmah, Sıra Yarenleri, Erfene/Arfane, Gezek, Erfane/Gezek, Sıra Gecesi/Herfene, Velime Geceleri olarak gruplamak mümkün. Her birinin oluşumu ve işleyişinde gelenekselleşen ve yazılı olmayan kurallar mevcut. 5-30 kişiden oluşan sohbet grupları, üyelerce seçilen 3-5 kişilik bir ekip ya da başkan tarafından yönetiliyor. 15.16 yaş üzeri erkeklerin katıldığı geleneksel sohbet toplantılarında belirli bir etnik grup veya inanç zorluluğu bulunmuyor. Dürüstlük, sır saklama ve büyüklere saygı gibi temel değerlerin ön panda olduğu toplantılarda amaç sohbet ederek ve eğlenerek zamanı değerlendirmek, ülke meselelerini tartışabilmektir.

Alevi-Bektaşi Ritüeli Semah (2010)

Alevi ve Bektaşi inançlarında cem evlerinde icra edilen semah Zâkirlerin çaldığı saz eşliğinde söylenen sözler ile müziğin ritmine uyarak yapılan mistik ve estetik hareketler yaparak Tanrı’ya ulaşma yolu olarak özetlenebilir. Alevi-Bektaşi toplulukların yaşadıkları bölgelerde samah, zamah, zemah, semağ gibi farklı isimlerle de anılmaya devam ediyor. Geleneksel müzik kültürünün yaşatılması adına önemli bir rol üstlenen semah geleneği halk edebiyatı ve topluluk edebiyatı olarak zenginlik katıyor.

Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali (2010)

Kırkpınar Yağlı Güreş

14. yüzyılda Rumeli’de ortaya çıkan ve günümüze kadar gelen Kırkpınar Yağlı Güreşleri dünyanın en eski güreş festivalleri arasında yer alıyor. Eşit şartlar altında belli alan, kural ve zaman içerisinde gerçekleşen mücadele sporu olan güreş insanlık tarihinin en eski sporlarından biri. Davet, ödül töreni de dâhil olmak üzere birçok ritüeli barındıran Kırkpınar Yağlı Güreşleri 650 yıllık bir geleneği devam ettiriyor.

Geleneksel Tören Keşkeği (2011)

Özel gün ve törenlerin simgesi olan tören keşkeği geleneği yapım ve tüketim ritüeli ile kolektif bir bilinç taşıyor. Malzemelerin imece usulü kadın ve erkeklerin bir arada hazırlaması, keşkek bittikten sonra hep birlikte tüketilmesi dayanışma kültürünün bir örneğidir. Yemeğin ana malzemeleri olan buğday ve etin uzun saatler belirli bir ritimde karıştırılarak pişirilmesi de keşkek geleneğinin bir sembolüdür. Paylaşım, iş birliği, sosyal birliktelik tören keşkeği geleneğinin en kıymetli özelliklerinden.

Mesir Macunu Festivali (2012)

Günümüzde baharın başlangıcı olarak kutlanan Nevruz haftasında gerçekleştirilen Mesir Macunu Festivali 400 yıllık bir zamandır Manisa'da düzenleniyor. Mesir Macunu Festivali'nin başlangıcı ise Kanunî Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan'ın rahatsızlığına dayanıyor. Manisa'da nedeni anlaşılamayan bir hastalığa yakalanan Hafsa Sultan için Sultan Cami Medresesi’nin başhekimi Merkez Efendi, 41 çeşit bitki ve baharatın karışımından oluşan bir macun hazırlar. Bu macun ile sağlığına kavuşan Hafsa Sultan her yıl Nevruz haftasında bu macunun halka da dağıtılmasını talep eder ve böylece Mesir Macunu Festival geleneği de ortaya çıkmış olur. İçerisinde portakal kabuğu, anason, kakule, safran, çörekotu, hardal tohumu, kişniş, hindistancevizi, karabiber, karanfil, kimyon, ravent, tarçın, vanilya, yenibahar, sakız, zencefil, havlıcan, sinameki, rezene gibi bitki ve baharatlar bulunuyor. Festival, Sultan Camii ve Külliyesi'nde gerçekleşmeye devam ediyor.

Türk Kahvesi ve Geleneği (2013)

Türk Kahvesi Geleneği

Geleneksel bir içecek olmakla sınırlı kalmayan kahve kültürü sosyalleşme, toplumsal değerler ve inançlar için toplumu bir araya getiriyor. 16.yüzyılda İstanbul'da kahvehanelerde servis edilmesiyle başlayan Türk kahvesi kültürü ve geleneği sohbet ve paylaşım kültürünü de barındırıyor. Misafirperverlik, dostluk, nezaket ve eğlence Türk kahvesi kültürünün en kıymetli sembolleri arasında.

Ebru: Türk Kâğıt Süsleme Sanatı (2014)

Ebru Sanatı

İlk olarak 13.yüzyılda Orta Asya'da ortaya çıkan, İran üzerinden Anadolu'ya yayılan Ebru formları özellikle Osmanlı döneminde Türk hat ustaları ile yeni formlar kazanmış. Tekneye alınan su üzerinde boyalarla oluşturulan desenlerin kâğıda aktarılmasıyla yaratılan Ebru sanat eserinin her biri benzersizdir. Ebru eseri yaşamın kaynağını temsil eden su, renklerin dansını yansıtan boyalar ve sanatçı duyguları ile buluşarak ortaya çıkar. Her eser biricik olduğu için birebir kopyasının yaratılması ise imkânsızdır. En büyük özelliği de bu benzersizliğidir.

İnce Ekmek Yapımı ve Paylaşımı Geleneği: Lavaş, Katrıma, Jupka, Yufka (2016)

Lavaş, katrıma, jupka, yufka gibi ince ekmek ürünleri Azerbaycan, İran, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye halkları için yalnızca bir tüketim ürünü değil aynı zamanda dünden bugüne aktarılan bir paylaşım kültürüdür. Özellikle kırsal kesimlerde toplumsal dayanışmayı sembolize eden ince ekmek geleneği bu bölgelerde kış mevsimi öncesi her ailenin komşuların desteğiyle hazırlanmasıyla devam ediyor.
Not: Azerbaycan, İran, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye ile ortak dosya içerisindedir.

Geleneksel Çini Sanatı (2016)

Çini Sanatı

Uygurlara uzanan Türk çini sanatı, Türklerin Müslümanlığı kabul edişinin ardından Karahanlılar, Gazneliler, Iran ve Anadolu Selçukları gibi farklı dönemlerde önemli mimari eserlere değer katmıştır.  Özellikle Anadolu Selçukluları ve Osmanlı mimarisinde iç mimari ve dış cephede çini unsurları belirleyici olmuştur. Farklı çini teknikleri arasında Osmanlı döneminde 16. ve 17. yüzyıllarda öne çıkan sıraltı tekniği çini sanatının en kıymetli örneklerini oluşturmuştur. Rüstem Paşa Camii (1561), Sokullu Mehmet Paşa Camii (1571), Edirne Selimiye Camii (1575) çini sanatı örneklerinin yer aldığı en etkileyici mimari yapılarımız arasında yer alıyor.

Bahar Bayramı Hıdırellez 

Hıdrellez günü Hızır ve İlyas Peygamberlerin yeryüzünde buluştukları gün olarak kabul edilen Hıdrellez Günü, eskiden halk arasında kullanılan takvime göre kışın bitip yaz günlerinin başladığı günü temsil eder. 6 Mayıs günü kış mevsiminden yaz mevsimine geçiş kabul edilerek Hızır’ın yeryüzüne inip zor durumda olan insanlara yardım ettiği gün olduğuna inanılır. Hıdrellez öncesindeki hazırlıklar ve kutlama ile oluşan bir ritüeldir. Hıdrellez öncesi evler temizlenir, yiyecek-içecekler hazırlanır. 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece gül dallarına bozuk paralar kırmızı atlas keselere sarılarak bağlanarak senenin bereketli geçmesi umut edilir ve dilekler yazılır. Hıdrellez günü kış günlerinin bitişi olarak ateş yakılır ve hastalıklardan korunmak amacıyla bu ateş üzerinden dua edilerek atlanır. 
Not: Makedonya ile ortak dosya içerisindedir. (2017)

Dede Korkut-Korkut Ata Mirası: Kültürü, Efsaneleri ve Müziği (2018)

Oğuz Türklerinin bilinen en eski epik destansı olan Dede Korkut Kitâbı, yüzyıllar boyu 12 hikâye olarak nesilden nesle sözlü aktarıldıktan sonra 15. yüzyılda yazıya geçirildi. Cömertlik, cesaret, misafirperverlik, merhamet gibi değerlerin öne çıktığı, toplumsal barış inşasına vurgu yapan hikâyelerinde yer alan Dede Korkut kahramanı yarı efsane olan bir bilgedir.  Dede Korkut hikâyelerini oluşturan masal, hikâye, ağıt, efsanelerde anlatılan toplumsal ve dini değerler günümüzde Malatya sözlü geleneğinde ve kültürel belleğinde önemli yer tutmaya devam ediyor.
Not: Azerbaycan ve Kazakistan ile ortak dosya içerisindedir. 

Geleneksel Türk Okçuluğu (2019) 

Türk Okçuluğu

Türk boyları ve İslami gelenekte önemli bir yeri olan okçuluk Türk milliyetçiliğinde ise milli ve manevi değerleri temsil ediyor. Selçuklular döneminde büyük bir gelişim kaydeden okçuluk geleneği Osmanlı Dönemi'nde özel kurulan kurumlarla en yüksek seviyesine ulaşmıştır.

Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi

Islık Dili (2017)

Doğu Karadeniz'in yüzlerce yıllık iletişim dili olan ıslık dili halk arasında kuşdili olarak da biliniyor. Karadeniz'in sarp ve engebeli dağlık bölgelerinde yaşamın zorluğu evlerin konumlanmasına da yansıyor. Dik yamaçlar üzerine kurulan evler, ağaçlık ve dağlık arazinin güçlüğü iletişimin kolaylığı, haberleşmenin sağlanması için bir ihtiyaç doğurmuş. Bu ihtiyaç da asırlardır devam eden ıslık dilini ortaya çıkarmış. Islık dili Ordu'dan Giresun'a, Gümüşhane'den Trabzon'a kullanılmaya devam ediyor.

travel@julesverne.com.tr